gözlüklü

gözlüklü
sif.
1. Gözündə gözlük olan, gözlük taxmış: eynəkli, çeşməkli. Gözlüklü qadın. Gözlüklü müəllim. – Gözlüklü qoca kitabları vərəqlədikcə toz qalxırdı. Ç..
2. Bax gözlüklü. Gözlüklü qapı.
3. Gözlüyü (2-ci mənada) olan. Gözlüklü pəncərə.
◊ Gözlüklü ilan zool. – Afrikada və Orta Asiyada yaşayan, boynunun ardında gözlüyə oxşar dairələr olan iri, zəhərli ilan.

Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti. 2009.

Игры ⚽ Нужна курсовая?

Look at other dictionaries:

  • gözlüklü — sf. Gözlük takmış olan, gözlük kullanan Posta müvezzilerinden gözlüklü olanı, ta uzaktaki masadan lafa karıştı. H. Taner Birleşik Sözler gözlüklü yılan …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • gözlüklü yılan — is., hay. b. Kobra …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yılan — is., hay. b. 1) Sürüngenlerden, ayaksız, ince ve uzun olanların genel adı, yerdegezen Ok yılanı. Su yılanı. Çıngıraklı yılan. Gözlüklü yılan. 2) sf., mec. Sinsi ve hain Gözlerinde ancak annemin bildiği bir yılan ışıltısıyla gülüyor. Y. Z. Ortaç… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • dört göz — is., tkz. Gözlüklü kimse Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller dört göz bir evlat için …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kalıplı kıyafetli — sf. Gösterişli, bakımlı Daire de değiştirilmiş, gözlüklü, kalıplı kıyafetli adamlar ortaya çıkmış, odacılar, kavaslar... M. Ş. Esendal …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kobra — is., hay. b., Fr. cobra Kobragillerden, Afrika ve Asya nın sıcak bölgelerinde yaşayan, çok zehirli, kızıl, esmer ve sarı renklerde bir yılan türü, gözlüklü yılan, Hint kobrası (Naja) Birleşik Sözler Hint kobrası …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • mitoloji — is., Fr. mythologie 1) Mitleri, doğuşlarını, anlamlarını yorumlayan, inceleyen bilim Tezini mitolojiden hazırlayan gözlüklü bir delikanlı. H. Taner 2) Bir ulusa, bir dine, özellikle Yunan, Latin uygarlığına ait mitlerin, efsanelerin bütünü Yunan… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • salipli — sf. Salibi olan Alman zabitlerinin rugan çizmeli, demir salipli ve tek gözlüklü saltanatını yadırgayıp... A. İlhan …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • tez — 1. sf., Far. tīz 1) Çabuk olan, süratli 2) zf. Süratli bir biçimde Birleşik Sözler tez beri tez canlı tezelden canı tez içi tez Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller tezi yok 2. is., man …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yârence — zf. Yâren gibi, yârene benzer bir biçimde Mavi gözlüklü adam, hâlden anlamıştı sanırım; babama yârence gülerek... Y. K. Karaosmanoğlu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”